16 Eylül 2011 Cuma

Zalimlere şefkat edilmez

Bismillahirrahmanirrahim

Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan; elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten Lilalemîn Zatın mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat elbette merhamet ve şefkat değildir, belki dalalete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı rûhî ve bir sakam-ı kalbîdir. Mesela, kafir ve münafıkların Cehennemde yanmalarını ve azap ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine sığıştıramamak ve tevile sapmak, Kur'an'ın ve edyan-ı semaviyenin bir kısm-ı azîmini inkar ve tekzib olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir. Çünkü, masum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkarane şefkat etmek, o bîçare hayvanlara şedid bir gadr ve vahşî bir vicdansızlıktır.


Ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i îmanı sû-i akıbete ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkarane taraftar olmak ve merhametkarane cezadan kurtulmalarına dua etmek; elbette o dua, o mazlûm ehl-i îmana dehşetli bir merhametsizliktir ve şenî bir gadirdir. Risale-i Nur'da katiyetle ispat edilmiş ki; küfür ve dalalet, kainata büyük bir tahkir ve mevcudata bir zulm-ü azîmdir ve rahmetin ref'ine ve afatın nüzûlüne vesîledir. Hatta deniz dibinde balıklar, canilerden şekva ederler ki; "İstirahatimizin selbine sebep oldular" diye rivayet-i sahîha vardır. O halde, kafirin ve münafığın azap çekmesine acıyıp şefkat eden adamlar, şefkate layık hadsiz masumlara acımıyorlar. (Tarihçe-i Hayat sh. 251)

Bediüzzaman Said Nursi 

Hiç yorum yok: